Reklam

SUNA HANIM VE RESİMLERİ

Suna Gürsoy Konuşlu, Tavşanlı’da resim denince ilk akla gelen isimlerden biri.

652 0

İSMAİL FATİH CEYLAN

İSMAİL FATİH CEYLAN

Suna Gürsoy Konuşlu, Tavşanlı’da resim denince ilk akla gelen isimlerden biri. Sadece resim yapmıyor, resme yeteneği olanları da yetiştiriyor. Tavşanlı’da Yukarıçimen’den Ulucamiiye giderken, Kavaklı’ya doğru dönen yolun başındaki virane bir evi restore ettirip Ressam Suna Gürsoy Konuşlu Resim Atölyesi’ne dönüştürdüğü konağı bir ressam fabrikası gibi.
Bu faaliyetleri nedeniyle televizyonlarda, gazetelerde yer aldı. Hakkında köşe yazıları yazıldığını da hatırlıyorum. Yaptığı resimler Tavşanlı sınırlarını aştı. Yurt dışında da pek çok yerde resimleri sergilendi.
Çocuklara, gençlere, kadınlara resim sevgisi aşılayan, resmi böyle yaygınlaştıran Suna hanımın bu işe nasıl merak sardığını, Tavşanlı gibi bir yerde kız haliyle nasıl yöneldiğini, hadi resim yaptın bu resim yapma işini nasıl herkese bulaştırdığını çok merak ediyordum.
Facebook’tan sık sık Tavşanlı’daki ressamların paylaşımlarını, Suna Hanımın ve öğrencilerinin sergilerini gördükçe, gerçekten tarihi önemde bir çabanın, emeğin arka planını yansıtabilmek için Suna Hanımı arayıp ne kadar merak ettiğim şeyler varsa sordum.
Asıl merak ettiğim onun çocukluk dönemiydi. Zira sanatın tohumları çocuklukta atılıyor. Nasıl bir çocukluk geçirdi. Anne babasıyla, sokaktaki, okuldaki arkadaşlarla arası nasıldı?
Arkadaşlarıyla bebek ya da top oynadığını hiç hatırlamıyormuş. Annesinin halasının eşi olan eniştesi ressam Abdullah Taktak’ın resim atölyesine gider, resimlerine bakar, nasıl resim yaptığını izlermiş. “Renklerle tanıştığı büyülü bir zaman” olarak hatırlıyor o yılları. Çocuk gözleriyle seyrettiği o dumanlı dağların, çam ağaçlarının gölgesindeki çeşmelerin, şırıltısını bile duyduğu derelerin olduğu tablolar ona bambaşka dünyanın kapısını açmış.
Eniştesinin Abdullah Taktak gibi bir ressam olması Allah'ın ona bir lütfu olmuş. “Çünkü o zamanlarda ne bir kız çocuğunun resim yeteneğini görebilecek gözler, ne de sanata yönlendirecek zihinler neredeyse yoktu.” diyor.
“Yakın çevreniz, arkadaşlarınız sizin resimle ilgilenmenize ne gibi tepki veriyorlardı? Boş iş bunlar, oku adam ol, eline meslek al diye akıl verenler oldu mu? Teşvik edenler mi daha çoktu, akıl verenler mi?” diye sordum.
“Babam antikacılık yapıyordu ve ailem resme uzak değildi o sebeple destekleri hep oldu, Ama çevre ve o 'elalem' diye tabir ettiğimiz kesim ilk başlarda yadırgamıştı normal olarak. (Bugün ise belki de torunlarına resim kursu veriyorumdur:) Üstelik hatırlatırım: Benim zamanımda bir kız çocuğuna “Oku mesleğini eline al” denilmez, “evinde otur evinin hanımı ol” diye nasihat edilirdi. Şuna kesinlikle inanıyorum ki: İnandığınız ve sevdiğiniz bir şeyi gerçekten yapmak istiyorsanız, ne teşvik bekliyor, ne de akıl verenleri dinliyor, çıktığınız yolda hep ileriye bakarak yürüyorsunuz.”
 

ABDULLAH TAKTAK HOCAM GERÇEK BİR HAZİNEYDİ
Abdullah Taktak benim ressam olarak tanıdığım ilk kişidir. Suna Hanım, eniştesi Abdullah Taktak’ın hayatına olan etkisini şu sözlerle dile getiriyor:
“O bir hazine idi. Anlatan dinleten bir kütüphane, özgür fırçasıyla değerli bir ressam, yardımsever bir insandı. Hocam aynı zamanda eniştemdi, mizah anlayışımın, doğa sevgimin, tarih bilincimin temelleri, kendisiyle ve en az onun kadar değerli aile bireylerimizle yaptığı sohbetlerinde atılmıştır. Ben onun iyi bir dinleyeni, hayranlıkla seyredeni ve kıymet bileniydim. Cennet bahçelerinde nur içinde yatsın.”
İlk yaptığı resmi merak ettim. “İlk yaptığınız resim nasıl bir şeydi? Neler hayal ediyordunuz? Resim ortaya çıkınca neler hissettiniz?”
“Yürümeyi yeni öğrenen bir çocuğun habire düşmesi gibiydi ilk resmim. Tekrar tekrar deneme yapmıştım aynı tuval üzerinde. Biraz ağlamaklı, biraz da hocamın ellerimden tutmasıyla gerçekleşen küçük bir resimdi. Daha güzeli olmalıydı diye üzüldüğümü hatırlıyorum ve bugün bile her bitirdiğim resimde aynı düşünceye kapılırım. Nasıl başlarsa öyle gidiyor:)”
 “Tavşanlı’da sayamadığım kadar ressam var. Talebelerinizden bahsetmiyorum. Sizinle birlikte son on yılda ciddi anlamda resim yapanlar olduğunu gözlemliyorum. Tavşanlı’da bu resim sevdası nasıl başladı, gelişti.”
“Çünkü bu coğrafyada doğup büyüyen bir Ahmet Yakupoğlu vardı. Onu anlatmaya satırlarımız yetmez. Sonrasında öğrencisi olan Hocam Abdullah Taktak yetişti. İsmini burada zikredemediğim diğer değerli sanatçılar gibi bu topraklarda yaşayıp o canım eserlerini bıraktılar. Aslında bir ışık yakıp gittiler. Bugün Tavşanlı'da resim yapan herkes o ışığın etrafında dönen pervanelerdir.”
“Ciddi anlamda resimle meşgul olanların dışında, amatör olarak resim yapanlar da var. Onlar resmi huzur bulmak, vakti değerlendirmek, bir işle meşgul olmak hevesiyle yapıyorlar sanırım. Onlarla birlikte kurslardaki öğrencileri de dahil edersek, sizce Tavşanlı’da resimle ilgilenen yaklaşık kaç kişi vardır? Çoğunluğu kadınlar mıdır? “
“Küçük bir ilçeye göre,sayılamayacak kadar güzel ve renkli bir zenginliktir söylediğiniz, üstelik evet çoğunluğunu kadınlar oluşturuyor. Kendi atölyemde bile, bugüne kadar yetiştirdiğim öğrencileri sayabilmiş değilim.”
“Sosyal medyadan takip ettiğim kadarıyla hem yetişkinlere, hem çocuklara resim dersleri veriyorsunuz. Yeni ressamlar yetiştiriyorsunuz. Atölye çalışmaları yapmak nasıl aklınıza geldi?”
“Usta çırak ilişkisi bir gelenektir bizde. Hocamın vefatından sonra, bir atölye açmayı hem bir gereklilik, hem de bir vefa olarak gördüm. Bu güzelim sanat katlanarak dalga dalga büyüsün diye... Hocamın, hocasından aldığı o meşaleyi taşımak bugün bana nasip oldu ve inşaallah  benden sonra da öğrencilerim taşımaya devam edecek.”
“Atölye çalışmaları nasıl gidiyor. Sizi şaşırtan, umulmadık gelişme gösterenler var mı?”
“Her geçen yıl daha da büyüyen, üretmenin mutluluğunu yaşadığımız, hayret ve gayretimizin hep arttığı bir mecradır Suna Konuşlu Resim Atölyesi. Üstelik Tavşanlı'da artık anneler ve kızlarının, anneler ve oğullarının atölyemde eğitim alıp sergiler açıyor olması ayrıca mutluluk verici. 7 ile 55 yaş aralığındaki bütün öğrencilerim kıymetlimdir, onları seviyorum ve yaptıkları resimler ile gurur duyuyorum.”
 
EV HANIMLIĞI VE RESSAMLIK
“Siz aynı zamanda ev hanımısınız. Eşiniz çocuklarınız var. Sizin resimle ve kursla meşguliyetiniz aileye nasıl yansıyor? Eşinizin isyan ettiği anlar oldu mu hiç?”
“Evet evli ve iki kız çocuğuna anneyim. Eşim her zaman destek olmuş ve teşvik etmiştir. Kızlarım boya tüpleriyle büyüdü şimdi ise onlarda sanatın içindeler ve yeteneklerini görüyorum. Küçük kızım Süeda atölye çalışmalarımda en büyük yardımcım. Büyük kızım Sümeyye ise grafiker oldu reklam tasarım işlerimi yürütüyor. Kardeşim Mehmet Gürsoy'un profesyonel fotoğrafçı olması da benim için bir şans. Onun çektiği doğa fotoğraflarını yorumladığım resimlerim hep çok beğenildi. Benim sanat hayatım tüm aileye sirayet etti diyebilirim.”
“Nasıl resim yapmaya başlarsınız? Önce kafanızda bir zihin çalışması olur mu? Hayalinizde bir şey canlandırıp tuvale mi aktarırsınız? Yoksa var olan bir objeyi mi resmedersiniz?”
“Çeşitli koleksiyonlarım var ve hepsinin menbaı farklıdır. Doğa koleksiyonumda bulunduğum coğrafyanın muhteşem güzelliğinden ilham alıyorum tıpkı hocamın ve hocamın hocasının yaptığı gibi. Nar ve Lale koleksiyonum ise tarihten bugüne sahip olduğumuz derin medeniyetin yansımaları. Bugün bile ulaşılamayan güzelliği, yüksek bir estetik zevk ve taşıdığı mana ile ecdadın bıraktığı, gerek mimari gerekse müzelerde gördüğümüz şaheserlerden ilham almamak ne mümkün. Bütün bu birikimlerin, hayranlığımın, kendi iç dünyamın, düşlerimin, dar bir alana ve belirli ölçülere rağmen binlerce kelimeye eş değer yansımasıdır resimlerim.”
“Bir resmin oluşması, yapılması, bitmesi ne kadar sürüyor?”
“Bir resmin tasavvuru günler, aylar sürebilir, hatta yıllar! En sancılı süreç bu aslında. Bu hesaplanamaz zamanın sonunda resim hayalimde bitmiştir ve teknik olarak tuvale aktarılmayı bekler. Yani ortalama bir haftada bitip görücüye çıkan bir resim için gerçekte çok uzun zaman çalışılmıştır.”
“Yapılan resimleri ne yapıyorsunuz? Tanıtımı, sunumu, sergilenmesi ve satışı nasıl oluyor?”
“Kendi ismimi taşıyan restore ettirdiğimiz konağımda sergilediğim eserlerim pek çok Tv kanalında, dergi ve gazetelerde tanıtıldı. Artık katılmasam da sayısız karma sergilerde resimlerim yer aldı ve İstanbul başta olmak üzere 15 kişisel sergi açtım. İleride tema üzerine çalışılmış sergiler açmayı düşündüğüm için artık seçici davranıyorum. Ayrıca istek üzerine kişiye özel butik çalışmalarım pek çok mekanda yerini aldı. Koleksiyonerlerim ve Kütahya'da iki müzede eserlerim mevcut.”
“Ressamlıkta yazarlıkta para yoktur diye genel bir söyleyiş var. Bunu diyenler ve merak edenler için soruyorum, para var mı gerçekten?”
“Genel ihtiyaçlar mutlaka vardır ama, para ve resimlerimi aynı cümlede kullanmaktan pek hoşlanmıyorum. Maddi kazanç amacıyla asla sanat yapılmaz. “Satın almak istiyorum” sözü bile gerçek bir sanatçıyı üzebilir diye düşünüyorum. Bir esere önce aşık olunmalı, sonra talip olunmalı! Benim resimlerime de talip olanlar bu yüksek bilince sahip kişilerdi, her zaman resimlerimin değerini ve hak ettiği yeri bulduğuna inanıyorum.”
 
BELEDİYE SANATA BÜYÜK DESTEK VERİYOR
“Kurumlar size destek oluyor mu? Mesela Tavşanlı Belediyesi’nin sanata yaklaşımı nasıl?”
“Her zaman! Sergilerimde, sosyal sorumluluk projelerimde, kurumların, özellikle Tavşanlı belediyesinin, siyasilerin, yerel basının ve pek çok gönül dostlarımın büyük desteği olmuştur. Şu anda Belediye başkanımız sayın Mustafa Güler'in (ki kendisine tekrar teşekkür ediyorum) tahsis ettiği salonda, güvenli ve ferah bir ortamda öğrencilerime kurs veriyorum. Sanata ve sanatçıya destek olan bir belediyemiz var. Birlikte güzel projelere imza attık ve atmaya devam edeceğiz.”
“Resimlerinizin Tavşanlı dışında İstanbul’da da sergilendiğini, satıldığını duyuyorum. Tavşanlı dışındaki faaliyetleriniz nelerdir?”
“Sergilerimin dışında İstanbul Bodrum ve Kapadokya da bazı galerilerde eserlerim yer almakta. Görmediğim pek çok ülkeye resimlerim gitti, hatta Çin'e bile.”
En çok merak ettiğim konulardan biri Ressam Suna Gürsoy Konuşlu Konağı nasıl oluştu. Son olarak bunun cevabını alıyorum Suna hanımdan.
“Yaklaşık 150 yıllık tescilli tarihi eser niteliğinde bir konakta yaşıyoruz. Rahmetli babamın bana hediye olarak aldığı bu ahşap binayı, ilk yapıldığında da bir baba kızına çeyiz hediyesi olarak almış ve yıllarca aynı aileye ev sahipliği yapmış. Aldığımızda harap bir halde olmasına rağmen güzelliğini kaybetmemiş bu konağın iki yıl süren meşakkatli bir dönem sonucunda restoresini gerçekleştirdik. Bu anlamda Tavşanlı'da ilk defa anıtlar kurulu onayı ile uzman kişiler tarafından taşınmaz bir kültür varlığının restoresini yapmış olduk ve örnek teşkil etti.
Aynı zamanda kendi eserlerimi ürettiğim ve sergilediğim, orijinalliğini ve eski dokusunu bozmadan yenileyip güzelleştirdiğimiz, üç katlı, 40 tane penceresi, bahçesi ve bahçesinde doğal kaynak suyu akan çesmesi bulunan, Türk mimarisinin güzel bir örneğini temsil eden, ziyeretçileri eksik olmayan tarihi bir konak Ressam Suna Gürsoy Konuşlu Konağı.”
Suna hanıma kendisini ve yaptıklarını anlattığı için çok teşekkür ediyorum.
 
ifatihceylan@hotmail.com
twiteer: @ ismailfceylan

 

Yorum Ekle
İsim
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.