Reklam

AH MÜRAİLİK AH!

Vah- vah Y A L A K A L I K

3197 0

Ahmet Yaşar ÇAKMAK

Ahmet Yaşar ÇAKMAK

AH MÜRAİLİK AH!
Vah- vah
                    Y A L A K A L I K

          CENGİZ NUMANOĞLU
     Şu insan denilen, iki cinsiyet;
     Bazen şeytan ile kurar ünsiyet
     Namus, şeref, hayâ, edep, haysiyet
     Ne bulursa harcar. DESİNLER DİYE.

     Kimi beş yıldızlı salon züppesi;
     Eğildikçe yer süpürür cübbesi,
     Kopacak gibidir o kalın sesi;
     Ne nazik bir insan desinler diye.

     Kimi gönül vermiş, güya bilime
     Beyni muhaliftir AKL-I selime
     Ezberlemiş birkaç yaban kelime,
     Ne kültürlü insan, DESİNLER DİYE.

Kimi iflas etmiş, ahlaktan yana
Politik virüsler, karışmış kana
İhanet vız gelir, hatta vatana
Siyaset cambazı, DESİNLER DİYE. ( 1 )

MONTESQİEU:
“Dalkavukluğun, sağladığı çıkar,
dürüstlüğün kazandırdığı faydadan daha fazla olursa,
O ÜLKE BATAR.” (2)
                         *
AHMET ŞAHİN:
          Ahlakçılar, dalkavukları, gövdeyi takip eden kuyruğa benzetirler.
Kuyruk daima, gövdenin kazurat çıkan kısmını temizleyip örtmekle meşguldür. Dalkavuk da öyle.”(3)

                         *
     Bir adam, S.A.V. Efendimize;
                -KURTULUŞ NEYLEDİR? Ya RASULALLAH.
           -Allah’ın sana emrettiği şeyleri, insanlar için yapmamandır. (4 )

*

          Cenap ŞEHABETTİN:
“MENFAATLER, sandalyeler gibidir. Başının üstüne alırsan, alçalırsın. Ayağının altına alırsan yükselirsin.” (5 )

*

          İsmail HAMİ DANIŞMEND merhum diyor ki :
“DEVİR- DEVİR ŞEKİL DEĞİŞTİREN İKİ MAHLÛK VARDIR:
•     İpek böceği ile
•     DALKAVUK “(6)

                              *
CÜNEYD BAĞDADİ:
•     SADIK, Günde kırk kez halden hale geçer, ilerler.
•      RİYAKÂR ise kırk yıl aynı halde kalır. (7)

                         *

Bazı İslam bilginleri demişlerdir ki: sırf DESİNLER VE GÖRSÜNLER diye TAATTA bulunan kimsenin durumu, para kesesi çakıl taşı ile dolu bir şekilde pazara çıkan kimse gibidir. Görenler falanca kimsenin para kesesi (cüzdanı) ne de kabarıktır derler. Bunun, halkın kendisi hakkında ileri geri konuşmalarından başka kendisine hiçbir yararı yoktur.(8)
*
      SÜFYAN-I SEVRİ buyurmuştur ki:
”Bir insan bütün komşuları tarafından
•     Sevilir ve
•     Bütün komşularınca ö ğ ü l ü r s e,
•     Anlayın ki, O YAĞCIDIR.
Gerçekleri söyleseydi, mutlaka kendisini sevmeyenler olacaktı. Herkes kendisini sevdiğine göre, onlara hakikatleri söylemediği anlaşılmaktadır) (9)
                         *
      Zaten bir âlimin dediği gibi, herkesi memnun etmek için, münafık olmak lazım. Merhum M. Akif bu manada;
-Artık ikiyüzlüleri sever oldum. Çünkü yaşadıkça yirmi yüzlü insanlar görmeye başladım. (10)
                         *
Efendimiz S.a.v. ‘ sordular:
-Ya RASULALLAH! İyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak görevi ne zaman terk edilecektir?
-      İYİLERİNİZ KÖTÜLERİNİZE YAĞ ÇEKTİĞİ,
BİLGİ VE YÖNETİM
KÖTÜLERİNİZİN ELİNE düştüğü zaman bu görev terk edilecektir.(11)
               
     ÖLÇÜSÜ MÜ VAR
          Y A L A K A L I Ğ I N?     
     
Hz. Ömer, Hazreti MUAZ’ ı ağlarken görünce;
     -Niye ağlıyorsun? Dedi. Hazreti MUAZ, Efendimiz s.a.v.in RAVZASINI göstererek, bu RAVZA sahibinden duyduğum:
-RİYANIN EN KÜÇÜĞÜ BİLE ŞİRKTİR.” Sözünden dolayı.(12)
                         *     
“Riya kelimesinin bugünkü dilimizde karşılığı olan bir başka kavram daha var. Bu da“dini istismardır”.İslam’ı dünya işlerine, dünyevi menfaatlere, nefsanî amaçlara alet etmek ya da kılıf yapmaktır.(13)     

                         *


BİR ÇÜRÜK KÜRSÜ İLE ETMİŞTİR,
DİNCİLİK SANATI ,İBRAZ-I DEHA..
KİSVE-İ ZÜHD Ü FESAD ALTINDA
GÖZLERİNDEN İ Ş E R, ERBAB-I RİYA.
Neyzen TEVFİK(14)


                         *


Kimler neler söylemişler, niçin ne adına?
Bir iki misali aktarmakta zannederim fayda var.
Mesela ŞAİR ŞİNASİ, Reşit PAŞA için şöyle demiş:
           SENSİN OL FAHR-İ CİHAN-I MEDENİYYET
           ACEP MİDİR? MEDENİYET RASULÜ DENSE SANA…(15)

               *
      1606 da SAADRAZAM OLAN DERVİŞ PAŞA,
Ordu ile İRAN üzerine gitmek istemeyince, etrafını alanlardan biri;
-     Benim sultanım; sen dünyayı aydınlatan bir güneşsin! Yerinde otur ve dünyanın her tarafına nur yayıp karanlığı kaldır. (16)

                     *
30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesinin söz konusu olduğu günlerde ABD c.başkanı, WILSON:
”TÜRKLER HARİTADAN SİLİNMELİDİR “ hezeyanını savunduğunda, gazeteci YUNUS NADİ bu adama gönderdiği mektupta “Siz çağımızın peygamberisiniz “ diyebilmiştir. (17)





BU BİZMİYİZ
YA RAB!          

12 Eylül öncesi, Turan KAPANLI.
Orman bakanı olur. Lacivert elbiselerini giyer, makam arabasını bekler. Gelirler, makam aracına biner. Bakanlığa doğru yol alırken şoföre sorar:
      -Yavrum, kaç yıldır bu görevdesin?
-25 yıldır efendim.
-Peki, bu kadar yıl bu görevde kalmayı nasıl başarıyorsun?
-Şoför dikiz aynasından, kendinden emin bir tavırla cevaplar:
-Efendim ben, İNENE DEĞİL, BİNENE BAKIYORUM. ( 18 )

                         *
                              
Sultan İbrahim (1640- 1648
Sadrazam SULTANZADE Mehmet paşaya,
-Mehmet senden önceki sadrazamlar, bazen itiraz ederler, böyle olmaz derlerdi. Senden bir itiraz işitmedim. Sebebi nedir?
-Siz ZILLULLAHSINIZ.(yeryüzünde Allah’ın gölgesi) Yeryüzünün halifesisiniz. Kalbinize gelen her şey ilham-ı rabbanidir. Sözünüz ve işinizde sizden hata sadır olmaz ki, itiraz edeyim. Zahiren NAMAKUL gibi görünen bir halat zuhur etse bile, onun altıda bazı hikmet-i HAFİYYE (gizli hikmetler )vardır ki, bizce malum değildir. Onun için redde cüret edemem.”…
Bu dalkavukça cevap yıkılışa doğru giden bir devrin PANAROMASINI yansıtıyor.(19)
*


İSA (as)’ IN diliyle:
“ BADANALI KABİRLERE BENZİYORSUN EY KAVM!
Dışardan alımlı çalımlı görünmeye çabalıyorsun,
Fakat için leş gibi kokuyor. (20)

                         *

Efendimiz s.a.v:
•     Ben ve ümmetimin SALİH kimseleri,
•     YAPMACILIKTAN ve
•     OLDUĞUNDAN başka TÜRLÜ GÖRÜNMEKTEN uzağız.” (21)

               
          BİR KAÇ SATIRDA
DALKAVUK

ORHAN VELİ KANIK(1914 -1950):
     Uyuşamayız, yollarımız ayrı:
     Sen ciğercinin kedisi, ben sokak kedisi;
     Senin yiyeceğin kalaylı kapta;
     Benimki aslanağzında.
          .. .
     Ama senin ki de kolay değil kardeşim;
     Kolay değil hani,
     Böyle kuyruk sallamak Tanrı’nın günü…(22)

                         *

AZİZ NESİN’DEN (1915 İstanbul doğumlu):
                EFERÜM OĞLUM AHMET,
                Sen bu yolda devam et.
               . . .
Eğer zayıfsa bünyen, beslen resmî ilanla,
Bu dünya yalan dünya, geçer yalan dolanla.
               . . .
DALKAVUKLUK ederek kim gitmişse ileri
Sen de onlara yetiş, kalma onlardan geri. (23)


               *
YAŞAR NURİ ÖZTÜRK’DEN;
İnsanoğlu,
Diliyle kötülediği,
Bedeniyle kaçtığı ŞİRKİN KUCAĞINA, RİYA yüzünden düşmektedir.
Riyanın zıddı İHLÂS yani samimiyet ve içtenliktir ki dinin ruhu budur.
FUDAYL BİN İYAZ(802) :
”İnsanlar görsün diye ameli terk RİYADIR; İnsanlar görsün diye ibadet etmek ise ŞİRKTİR.(24)

                         *
ŞAİR EŞREF:
          DALKAVUKLUKTA TEK’LERİZ
          KİMİ GÖRSEK ETEKLERİZ. (25)

                         *
ESAD MUHLİS PAŞA (19.asır):

BENZER ERBAB-I RİYANIN HALİ, OL KÂŞANEYE
İÇ YÜZÜ VİRAN, DIŞI MAMUR ŞEKLİN GÖSTERİR.
(Riyakârlığın hali şu kâşaneye benzer ki, dıştan bakıldığında mamurdur; ama içi viran olup gitmiştir) (26)
               *

MATHİLDA;
•     DALKAVUKLUK, ŞÖHRET bazı insanların pusulalarını değiştirir.
•     Artılar eksi, eksiler artı olunca başı döner.
•     Anlamlı söz söyleyemez,
•     Zırvalamaya başlar. (27)
                         *

ALAMETLERİ – İŞARETLERİ

HAZRETİ ALİ:
“RİYAKÂRLARIN ALAMETİ DÖRTTÜR:
1-     Yalnız olduğu zaman uyuşuk ve tembeldir. Gayret göstermez
2-     İnsanlarla beraber olduğu zaman neşelidir. Gösteriş yapmak için gayretli olur.
3-     Övüldüğü zaman daha çok iş yapar.
4-     Kötülenince işi azalır.(28)

                         




               YA OLDUĞUN GİBİ…

DURAN KÖMÜRCÜ;
İstanbul eski ŞEHREMİNİ CELAL MUHTAR, Paris’te tahsiline devam ederken, hep fesle gezer, hem de bir klinikte çalışırmış. Klinik sahibi MALASEZ’E:
-     Aziz Profesörüm! Bana büyük bir inanç ve güven besliyorsunuz. Kliniğin anahtarlarına kadar bana emanet ediyorsunuz. Buna layık olmak için ne yaptım? Dr. MALASEZ;
-     MÖSYÖ CELALEDDİN! Buraya fesinizi çıkarmadan geldiniz.
Milliyetinizi saklama ihtiyacı duymadınız.
Bu hareketlerin senin karakter sahibi olduğunu belli etmiştir. Onun içi teslim ediyorum.
Yalan söyleyenler, fenalık etmek isteyenler kimliklerini saklarlar.
Siz bayrak açan insansınız. (29)


*

İstanbul fethinden sonra FATİH’E çok şair şiirler yazarak kutlamışlar, o da ihsan da bulunmuş.
Anadolu’dan gelen bir saz şairi de şöyle yazmış göndermiş:
•     Devletlû Hünkârım! Sabahınız hayrolsun
•     Yediğin bal ile kaymak,
•     Güzergâhın çayır olsun.
FATİH de adamı huzuruna çağırarak çok ihsanda bulunmuş. Diğerleri:
-     Efendim, çok güzel kasidelere daha az CAİZE (Bahşiş) verirken buna çok ihsanda bulundunuz
-     Bunu hepsinden daha samimi bulduğum için.
Adamcağız, ömründe en lezzetli bal ile kaymağı biliyor, en güzel olarak da çayırı. Başka bir şey görmemiş ki, bana onları layık görsün (30)

                         *
          HASAN BASRİ;
          İnsanlar arasında kendini zemmeden (yeren) kimse,
Hakikatte,“NE MÜTEVAZI ADAM” dedirtmek, kendini övmek istemektedir.
Bu ise riya alametlerindendir.”(31)


ÖĞÜT İSTERSEN

SÜFYAN-I SEVRİ;
•     Bir adam herkesle iyi geçiniyor,
•      hiç kimseyle arası açılmıyorsa,
•     BİLİN Kİ, O MÜDAHANECİDİR.
•     KÖTÜLÜK İŞLEYENE KARŞI SUSMAKTADIR.(32)
               
                         *

Hazreti Ömer, Hazreti MUAZ’ ı ağlarken görünce;
-     Niye ağlıyorsun? Dedi. Hazreti MUAZ, Efendimiz Sav’ın RAVZASINI göstererek
-     Bu RAVZA sahibinden duyduğum; “ RİYA (gösteriş, mürailik, dalkavukluk) NIN en küçüğü bile ŞİRKTİR sözünden dolayı.(33)

                         *
                                   



İBNİ MELEKİ,
•     30 yıl aynı yerde namaz kılmış.
•     Bir cenazede kalabalık olduğu için aynı yerde kılamamış,
•     Seni orada göremeyecekler diye endişelenmiş de sonra;
-     EY riyakâr! Sen demek ki insanlar görsün diye böyle hareket etmişsin diyerek 30 yıllık namazı kaza etmiş.(34)

                         *

Muzaffer Yüksel KAYA;
Türkçede y a l a k a l ı ğ ı n tanımında kullanılan kelimelerin çokluğuna bakıldığında, toplumumuzun ne denli konuya ilgi duyduğunu görmek mümkündür:
•     Yağcı
•     Yağdanlık
•     Dalkavuk
•     Şakşakçı
•     Şaklabanlık
•     Kemik yalayıcılık
•     Yalpaklık
•     Omurgasızlık
•     Yanardönerlik
Y al ak a lığın IRKI, DİNİ, DİLİ, Mezhebi yoktur. Y a l a k a l ı k yapan kadar, yapılan kişinin de katkısı olduğunu görürüz. YA L A K A L I K yapılan kişinin üstün meziyetleri olup olmaması zamanımızda çok ta önemli değildir. Y a l k a l ı k yapan kişinin ihtiyaçlarını karşılayabilecek mevki ve statüde olması yeterlidir.(35)
                              *
          EFENDİMİZ SAV:
          Kim insanların hoşnutluğunu, Allah’ın rızasından üstün tutarsa;
•     Allah ona gazap eder,
•     İnsanları ondan uzaklaştırır
Kim de insanların hoşnutluğuna bakmaksızın Allah’ın rızasını esas alırsa;
•     Hem Allah’ı
•     Hem de insanları razı eder.(36)




               ------0-----

(1)     Cengiz NUMANOĞLU- ŞUUR- sayfa:337- Bursa 2003
(2)     MEKTUP-.Kasım1999- SAYI -: 39 - S:178
(3)     Ahmet ŞAHİN- SU-S.60
(4)     Er-RİAYE (Kalp Hayatı)-El-Muhasibi- ABDÜLHAKİM YÜCE-s.148 - İzmir/ 2000
(5)     Dr. Osman SEZGİN.10.06.1995 -zaman
(6)     İbrahim REFİK -.Düşünce Atlası - .s:186
(7)     S. ATEŞ-KURAN Ansiklopedisi -c: 19 - s:35
(8)     RUHU’L-BEYAN TEFSİRİ –1/259
(9)     Mahmut USTAOSMANOĞLU-RUHU’L-FURKAN TEFSİRİ-4/71
(10)     Mithat Cemal KUNTAY --Mehmet AKİF - 1939 s.295
(11)     Peygamberimizin Mucizeleri-NEBHANİ- 2/850- 1997
(12)     ER-RİAYE- A.Halim YÜCE.S: 153,154
(13)     HASAN ERDEN -Türkiye Toplumunun Öncelikleri -S:91
(14)     Hilmi YÜCEBAŞ-Neyzen TEVFİK - s:7
(15)     Büyük İslam TARİHİ-C:14- s:577
(16)     KADİRCAN KAFLI-Türkiye’nin Kaderi -s:54- İst.1965
(17)     İbrahim REFİK.Tarih Şuuruna Doğru - s: 116
(18)     Hasan PULUR -08.05.1998 -Milliyet
(19)     İBRAHİM REFİK—Tarih Şuuruna Doğru - C: 3 - s:156
(20)     Mustafa İSLAMOĞLU-Dağarcık - C: 2-S:59
(21)     RUHU’L BEYAN TEFSİRİ- C:7 -S:215
(22)Cumhur. Dönemi Türk mizahı ve hicvi-Ferit ÖNGÖREN-s.178-Ankara- 1983
(23)A.G. Eser. – s. 181 - 183
(24)İslam’da Büyük GÜNAHLAR- Doç. DR. Y.N ÖZTÜRK - S.90 -1991
(25)     F.GÜNLER- 04.12.1999- Milli Gazete
(26)     12.12.1999 - Fazilet Takvimi
(27)     Duran KÖMÜRCÜ- 03.07.2000- AKİT
(28)     18 EKİM 1992 - HİCRET TAKVİMİ
(29)     30.04.1999-Akit Gazetesi
(30)     !0 Temmuz 1990- Diyanet Takvimi
(31)     Mehmet DİKMEN- Nükteli Cevaplar- s.127 -İstanbul- 1993
(32)     Ahmet ŞAHİN -Hayatın Gayesi- S. 15
(33)     ER-RİAYE- MUHASİBİ- ABDÜLHAKİM YÜCE- s.153,154-İzmir–2000
(34)     Mehmet DİKMEN- Nükteli Cevaplar. S.49,50
(35)     Hikâyeler net. 18.11.2008
(36)     İBNİ MACE, Mukaddime,23

Yorum Ekle
İsim
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.