Reklam

Akif'imiz

27 Aralık 1936 bundan tam 79 yıl önce Mehmet Akif hayatını kaybetti.

2810 0

Yavuz DOĞANAY

Yavuz DOĞANAY

Akif'imiz


27 Aralık 1936 bundan tam 79 yıl önce Mehmet Akif hayatını kaybetti.Vefatının seneyi devriyesinde Üstadı rahmetle anıyoruz.Mütefekkir,dürüst insan,alim,fedakar ve vefakar bir dost,şair,cesur,tevazu sahibi gibi daha birçok hasletleri hayatında barındıran müslüman Mehmet Akif.Bu toprakların bir değeri.Onun gibi bir şahsiyeti yetişmesinde emeği olan başta ailesi olmak üzere onlarıda rahmetle yad ediyoruz.Akif gibi bir değere sahip olmak her millete nasip olmayacak bir güzellik.Hele ki batıya bakınca Akif gibi bir değerleri olsa kim bilir ne yaparlardı hatıralarını yaşatmak adına.Kendi değerlerimize bigane kalanlara da Akif'in kaleminde seslenmek gerek:
Şark'a bakmaz,Garb'ı bilmez görgüden yok vayesi.
Bir kızarmaz yüz bir yaşarmaz göz bütün sermayesi.

Akif'i gelecek nesillere aktarmak herkesin görevidir.Yeri geldiğinde anlattığımız,İstiklal Marşı şiirinden dolayı yarışmadan kazandığı 500 lirayı almayarak,Bu şiir milletindir Allah bir daha bu millete İstiklal Marşı yazdırmasın diye dua eden Akif,soğuktan üşüdüğünde arkadaşının paltosunu ödünç alan ve sırtına bir palto alma imkanı dahi olmayan Akif,birkaç parça ev eşyasından başka evinde eşyası olmayan,komşuları eşyalarının yetersizliğini görmesin diye hep geceleri taşındığını söyleyen Akif.
İhtiyacı da varmış efendim bari yarışmadan kazandığı parayı alsaymış bari diye lakırdı yapanlar vardır belki.Onlara şunu söylemek lazım:Sözün gücüne inananlar,Gücün sözcülüğünü yapmazlar.Akif,sözün gücüne inanmıştı.Onun için din İslam ve İslam için mücadele şarttı.

Akif,Veteriner İşleri Müdür yardımcısı görevini yürütürken,Müdürünün bir haksız karar ile görevinden alınması üzerine ,görevinden istifa etmiştir.Kendisine bu davranışının sebebi sorulduğunda başkasına yapılan haksızlığa tahammül etmesinin mümkün olmayacağını söylüyor,arkadaşıma yapılan haksızlık bana yapılmıştır diyerek yaklaşık 20 yıllık memuriyetine veda ediyordu.

Akif'in sözü,Baytar Mektebinde okuduğu yıllarda arkadaşıyla anlaşırlar."Kim önce ölürse çocuklarına sağ kalan baksın!"Arkadaşı vefat eder ve Akif söze sadık kalarak anlaşmayı yerine getirir.Arkadaşının dört ,kendisinin beş çocuğuyla beraber dokuz çocuğa bakar.
Yine bir gün Akif'le arkadaşı buluşmak için sözleşirler.Fakat sözleştikleri gün şiddetli bir hava muhalefeti vardır,arkadaşı,Akif'in buluşmaya gelemeyeceğini düşünür ve komşusuna gider.Lakin Akif,buluşma yerine tam zamanında gelir ve arkadaşını bekler.Sırılsıklam olan Akif arkadaşının evine gider ve arkadaşını orada da bulamaz.Ertesi gün görüştüklerinde arkadaşı Akif'ten özür dilemek ister.Akif:"Bir söz,ya ölüm veya ona yakın bir durumla yerine getirilmezse mazur görülebilir."der arkadaşıyla altı ay konuşmaz.Akif hayatıyla bize ders vermektedir.

Akif aradan geçen bunca zamana rağmen hayırla yad edilmesinin nedeni,onun fikirleri ve hayatındaki samimi tutarlılıktır.Akif gibi nesillerin yetişmesi için Akif'i yetiştiren ebeveynlerin olması en baştaki şarttır.Bugün özeleştiri yapacağımız gündür.Tarih'te hayırla yad edilecek Akif gibi nesillerin yetişmesi için anneler ve babalar ne yapmakta?Akif'i ne kadar tanıyoruz ve ne kadar anlatıyoruz?Akif'i tanımak,onun yazmış olduğu bir kaç mısrasını ezbere okumak mıdır sadece?Akif'le ilgili ne kadar bilgimiz var veya Akif'e ne kadar duyarlıyız?Elbette ki yapılan gayretler var.Yeterli mi?Değil.
Akif'i tanımaya anne ve babasından başlamak gerek.
Asım'ın nesli diye tanımladığı bir neslin hayali içinde olan Akif,gelecek nesillere Asım'ın nesli olmalarını nasihat etmiştir.Asım'ın nesli değerlerine bağlı,yeise kapılmayan,mücadeleci,cesur,çalışkan ve ilkeli bir müslümandır Akif için.

Akif milli mücadele döneminde ilmiyle adeta kelle koltukta ülkeye hizmet etmiş,memleketi için bunca çabasına rağmen bir takım çevreler tarafından dışlanmıştır.Bir gün Çanakkale için düzenlenen bir toplantıda konuşmacılardan birisi "Türk milleti Çanakkale gibi bir savaşı kazandı ancak Çanakkale ile ilgili bir şiir yazılmadı" der ve devam eder "Maalesef bir şiir yazıldı fakat onu yazan bir Türk değil bir Arnavut'tur" der. Bu sözleri duyan Akif,derin bir üzüntüye kapılır.Bu sözlerden sonra dahası gelir sözde aydınlardan "Hadi git artık,kumda oyna,bu memlekette işin yok senin!" gibi ağır sözlere maruz kalan Akif yara alır.Memleketi için tükettiği ömrüne karşılık yapılan bu hakaretlerden dolayı sürgün edilircesine Mısır'a yerleşmek zorunda kalır.Akif,hakir görülmüştür.Üstad'a dahası da söylenmiştir,geri kafalı adam,hurafelere takılmış adam,Arapçı Şair gibi hakaretlere maruz kalır.Tabi bu hakaretlerin altında yatan neden Akif'in İslamcı kimliğidir.Zaten kendisine Kur'an Şairi denilmesi de İslamcı kimliğindendir.
Tek parti döneminde "Devletin Dini İslam'dır"(1928) ibaresi anayasadan kaldırılır ve Dinde reform çalışmaları başlar.Bu süreçten sonra Akif tavrını netleştirir.Üzerinde çalıştığı meali teslim etmeyerek,diyanetle yapılan sözleşmeyi feshedip,aldığı avansı iade eder ve şöyle der: Benim mealimi Kur'an'ın yerine okutacaklar,ben yarın mahşerde Allah'a ve Resulüne ne cevap veririm der ve meali teslim etmez.Bütün bu gelişmeler Akif'te onulmaz yaralar açmaktadır.
Kaynaklara göre,1925-1936 yılları arası Mısır'da yaşadığı dönemde Akif'e emekli maaşı bağlanmaz.

Hasılı,Tek parti otoritesinden dolayı idare ile ters düşmemek için Akif'in hastalığının seyri ve vefat haberi basın da yeterli seviye de yer almamış ve bazı küçük haber metinleriyle geçiştirilmiş,ölümü ve cenazesi gizlenmek istenmiştir.Milli mücadelenin kahramanlarından olan Akif'in cenaze törenine devlet ricalinden hiçbir yetkilinin katılmaması Akif'e karşı yapılan bir başka saygısızlıktır.

Akif'in milletin sinesinde yer edinmiş olması,onu milli şair yapmış cenazesi de milletin dualarıyla defnedilmiştir.Onun mirasını millet üstlenmiştir.Cenazesi kimsesiz bir cenaze gibi getirilir,hatta kaynaklara göre cenazesi hamallar tarafından bir lokanta'nın önüne bırakılır ve Akif'in cenazesi olduğu anlaşılınca lokanta'nın bayrağı alınır,tabutun üstüne serilir.Bu haber kısa süre de duyulur ve cenazesini kaldırmaya Akif'in dostları ve yüzlerce üniversiteli genç toplanır.
Asım'ın Nesli... diyordum ya... Nesilmiş gerçek.
İşte çiğnetmedi namusunu çiğnetmeyecek.

Akif,yıllar öncesinde kaleme aldığı bir mısrasında unutulmak endişesini dile getirecektir.
Toprakta gezen gölgeme toprak çekilince.
Günler şu heyulayı da er geç silecektir.
Rahmetle anılmak ebediyet budur amma.
Sessiz yaşadım kim beni nereden bilecektir.

Son söz olarak Akif'i anlamak,onun Safahat'ini okumak ve derdiyle hem hal olarak Asım'ın nesli için bir heyecan ortaya koymaktır.Bu yazı Üstad'a olan vefa yazısıdır.Saygılarımla.


Etiketler; #Akifimiz
Yorum Ekle
İsim
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.